|
 |
Abdullah Yeğin
Ağabey Bediüzzamanın talebelerinden Abdullah
Yeğin Ağabeyin, çeşitli yerlerde yaptığı
dersleri ve anlattığı
hatıralar... |
»
M.Nuriye (Katre'nin
Zeyli,Hubab..) Ey insan! Senin vücudunun
sahasında yapılan fiiller ve işlerden senin
yed-i ihtiyarında bulunan, ancak binde bir
nisbetindedir. Bâki kalan Mâlik-ül Mülk'e
aittir. Binaenaleyh kendi kuvvetine göre yük al.
Yoksa altında ezilirsin. Kıl kadar bir şuur ile,
büyük taşları kaldırmak teşebbüsünde bulunma.
Mâlikinin izni olmaksızın Onun mülküne el
uzatma. Binaenaleyh gafletle, kendi hesabına bir
iş yaptığın zaman, haddini tecavüz etme. Eğer
Mâlikin hesabına olursa istediğin şeyi al ve
yap. Fakat izin ve meşiet ve emri dairesinde
olmak şartıyla. İzin ve meşietini de şeriatından
öğrenirsin. Okuyan -> Abdullah Yeğin
Eklenme Tarihi
2005-04-15 |
İzleme : Düşük
Kalite - Yüksek
Kalite |
İndirme : Düşük
Kalite - Yüksek
Kalite |
| Boyut 91,9 MB
İzlenme Sayısı 16701 |
| |
»
A.Yegin ile Vehbi Vakkasoğlu
Röportajı 3 Abdullah Yeğin - Vehbi
Vakkasoğlu Röportajı Sorular: Üstadın Türk
Ordusuna karşı düşünceleri nasıldı?Türk
askerinden beklentileri neydi? Mehmet Feyzi Abi
askerliğini nasıl yaptı? Bediüzzaman Said Nursi
Hz.lerinin varisleri kimlerdi?....
Eklenme Tarihi
2005-02-22 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 79.9 MB
İzlenme Sayısı 8524 |
| |
»
Mektubat (9.Kısım Tarikat
Hakkında 2.Bölüm) Sâbıkan geçtiği gibi-
ya hale, istiğraka, cezbeye ve sekre mağlub olup
veya teklifi dinlemeyen veya ihtiyarı işitmeyen
latifelerin mahkûmu olup, daire-i şeriatın
haricine çıkıyor. Fakat o çıkmak, ahkâm-ı
şeriatı beğenmemekten veya istememekten değil;
belki mecburiyetle ihtiyarsız terkediyor. Bu
kısım ehl-i velayet var. Hem mühim veliler,
bunların içinde muvakkaten bulunmuş. Hattâ bu
neviden; değil yalnız daire-i şeriattan, belki
daire-i İslâmiyet haricinde bulunduğunu bazı
muhakkikîn-i evliya hükmetmişler.
Eklenme Tarihi
2005-01-13 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 75.2 MB
İzlenme Sayısı 3781 |
| |
»
Mektubat (9.Kısım Tarikat
Hakkında 1.Bölüm) Tarîkatın gaye-i
maksadı, marifet ve inkişaf-ı hakaik-i imaniye
olarak, Mi'rac-ı Ahmedî'nin (A.S.M.) gölgesinde
ve sayesi altında kalb ayağıyla bir seyr ü
sülûk-u ruhanî neticesinde, zevkî, halî ve bir
derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur'aniyeye
mazhariyet; "tarîkat", "tasavvuf" namıyla ulvî
bir sırr-ı insanî ve bir kemal-i beşerîdir.
Okuyan -> Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-13 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 62.8 MB
İzlenme Sayısı 1924 |
| |
»
Mesnevi-i Nuriye (Zeyl-ül
Habbe) Arkadaş! Şu müşevveş eserlerim ile
büyük bir şeyin etrafını kazıyorum. Amma
bilmiyorum keşfedebildim mi? Veyahut sonra
inkişaf edecektir. Veyahut bilâhere zuhur
edecek. Keşfine yol açıp gösteriyorum. Okuyan
-> Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-13 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 42.7 MB
İzlenme Sayısı 1715 |
| |
»
Mesnevi-i Nuriye (Katre -
Hatimesi) Arkadaş! İman bütün eşya
arasında hakikî bir uhuvveti, irtibatı, ittisali
ve ittihad rabıtalarını tesis eder. Küfür ise,
bürudet gibi bütün eşyayı birbirinden ayrı
gösterir ve birbirine ecnebi nazarıyla baktırır.
Bunun içindir ki, mü'minin ruhunda adavet, kin,
vahşet yoktur. En büyük bir düşmanıyla bir nevi
kardeşliği vardır. Kâfirin ruhunda hırs, adavet
olduğu gibi nefsini iltizam ve nefsine itimadı
vardır. Bu sırra binaendir ki, dünya hayatında
bazan galebe kâfirlerde olur. Ve keza kâfir,
dünyada hasenatının mükâfatını (filcümle) görür.
Mü'min ise, seyyiatının cezasını görür. Okuyan
-> Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 39.9 MB
İzlenme Sayısı 1675 |
| |
»
Mesnevi-i Nuriye (Katre -
İfade-i Meram) Malûmdur ki insan, hasb-el
kader çok yollara sülûk eder. Ve o yolda çok
musibet ve düşmanlara rastgelir. Bazan
kurtulursa da bazan da boğulur. Ben de kader-i
İlahînin sevkiyle pek acib bir yola girmiştim.
Ve pek çok belalara ve düşmanlara tesadüf ettim.
Fakat, acz ve fakrımı vesile yaparak Rabbime
iltica ettim. İnayet-i ezeliye beni Kur'ana
teslim edip Kur'anı bana muallim yaptı. İşte
Kur'andan aldığım dersler sayesinde o belalardan
halâs olduğum gibi nefis ve şeytan ile yaptığım
muharebelerden de muzafferen kurtuldum. Okuyan
-> Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 86.4 MB
İzlenme Sayısı 1314 |
| |
»
Mesnevi-i Nuriye
(Habbe) İ'lem Eyyühel-Aziz! Masiyetin
mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu
vardır. Çünki o masiyete devam eden, ülfet peyda
eder. Sonra ona âşık ve mübtela olur. Terkine
imkân bulamayacak dereceye gelir. Sonra o
masiyetinin ikaba mûcib olmadığını temenniye
başlar. Bu hal böylece devam ettikçe, küfür
tohumu yeşillenmeye başlar. En nihayet, gerek
ikabı ve gerek dâr-ül ikabı inkâra sebeb olur.
Ve keza masiyete terettüb eden hacaletten
dolayı, o masiyetin masiyet olmadığını iddia
etmekle, o masiyete muttali olan melekleri bile
inkâr eder. Hattâ şiddet-i hacaletten yevm-i
hesabın gelmeyeceğini temenni eder. Okuyan ->
Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 56.1 MB
İzlenme Sayısı 1318 |
| |
»
Lem'alar (30.Lem'a - İsm-i A'zam
) İsm-i A'zam veyahud İsm-i A'zam'ın altı
nurundan bir nuru olan "Kuddüs" isminin bir
cilvesi Şaban-ı Şerif'in âhirinde, Eskişehir
Hapishanesi'nde bana göründü. Hem mevcudiyet-i
İlahiyeyi kemal-i zuhurla, hem vahdet-i
Rabbaniyeyi kemal-i vuzuhla gösterdi. Şöyle ki,
gördüm: Bu kâinat ve bu Küre-i Arz, daim işler
bir büyük fabrika ve her vakit dolar boşalır bir
han, bir misafirhanedir. Halbuki böyle işlek
fabrikalar, hanlar ve misafirhaneler;
müzahrefatla, enkazlarla, süprüntülerle çok
kirleniyorlar, bulaşık oluyorlar ve ufunetli
maddeler her tarafında teraküm ediyorlar. Eğer
pek çok dikkatle bakılmazsa ve tanzif edilmezse
ve süpürülüp temizlenmezse içinde durulmaz,
insan onda boğulur. Halbuki bu fabrika-i kâinat
ve misafirhane-i Arz o derece pâk, temiz ve
naziftir ve o kadar kirsiz ve bulaşıksızdır ve
ufunetsizdir ki, bir lüzumsuz şey ve bir
menfaatsiz madde ve tesadüfî bir kir bulunmaz,
zahirî bulunsa da, çabuk bir istihale makinesine
atılır, temizlenir. Okuyan -> Abdullah Yeğin
Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 78.8 MB
İzlenme Sayısı 2396 |
| |
»
Şualar (3.Şua -
Münacat) Ya İlahî ve ya Rabbî! Ben imanın
gözüyle ve Kur'anın talimiyle ve nuruyla ve
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın dersiyle
ve İsm-i Hakîm'in göstermesiyle görüyorum ki:
Semavatta hiçbir deveran ve hareket yoktur ki;
böyle intizamıyla senin mevcudiyetine işaret ve
delalet etmesin. Ve hiçbir ecram-ı semaviye
yoktur ki; sükûtuyla gürültüsüz vazife görerek
direksiz durmalarıyla, senin rububiyetine ve
vahdetine şehadeti ve işareti olmasın. Ve hiçbir
yıldız yoktur ki; mevzun hilkatıyla, muntazam
vaziyetiyle ve nuranî tebessümüyle ve bütün
yıldızlara mümaselet ve müşabehet sikkesiyle
senin haşmet-i uluhiyetine ve vahdaniyetine
işaret ve şehadette bulunmasın. Okuyan ->
Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 24.7 MB
İzlenme Sayısı 1586 |
| |
»
Konferans 2 Büyük
şâirimiz, edebiyatımızın medar-ı iftiharı merhum
Mehmed Âkif, bir üdebâ meclisinde, "Viktor
Hügo'lar, Şekspirler, Dekartlar; edebiyatta ve
felsefede, Bediüzzaman'ın bir talebesi
olabilirler." demiştir. Edib ve şâirler, zeval
ve firaktan ağlamışlar, ölümden vaveylâ
etmişlerdir. Güz mevsimini hüzünle tasvir
etmişlerdir. Hattâ dünyaca meşhur Arab edibleri
"Eğer firak olmasa idi, ölüm ruhlarımızı almak
için yol bulup gelemezdi" Okuyan -> Abdullah
Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 15.2 MB
İzlenme Sayısı 1531 |
| |
»
Mektubat (24.Mektub
1.Zeyl- İstidad lisanıyladır ki; bütün
hububat, tohumlar lisan-ı istidad ile Fâtır-ı
Hakîm'e dua ederler ki: "Senin nukuş-u esmanı
mufassal göstermek için, bize neşv ü nema ver,
küçük hakikatımızı sünbülle ve ağacın büyük
hakikatına çevir." Hem şu istidad lisanıyla dua
nev'inden birisi de şudur ki: Esbabın içtimaı,
müsebbebin icadına bir duadır. Yani: Esbab bir
vaziyet alır ki, o vaziyet bir lisan-ı hal
hükmüne geçer ve müsebbebi Kadîr-i Zülcelal'den
dua eder, isterler. Okuyan -> Abdullah Yeğin
Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 29.4 MB
İzlenme Sayısı 1201 |
| |
»
Sözler (21.Söz- Bir zaman
sinnen, cismen, rütbeten büyük bir adam bana
dedi: "Namaz iyidir. Fakat hergün hergün beşer
defa kılmak çoktur. Bitmediğinden usanç
veriyor." O zâtın o sözünden hayli zaman
geçtikten sonra, nefsimi dinledim. İşittim ki,
aynı sözleri söylüyor ve ona baktım gördüm ki;
tenbellik kulağıyla şeytandan aynı dersi alıyor.
O vakit anladım: O zât o sözü, bütün nüfus-u
emmarenin namına söylemiş gibidir veya
söylettirilmiştir. O zaman ben dahi dedim:
"Madem nefsim emmaredir. Nefsini ıslah etmeyen,
başkasını ıslah edemez. Öyle ise, nefsimden
başlarım." Okuyan -> Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 46.6 MB
İzlenme Sayısı 2477 |
| |
»
Sözler (5.Söz) Namaz
kılmak ve büyük günahları işlememek, ne derece
hakikî bir vazife-i insaniye ve ne kadar fıtrî,
münasib bir netice-i hilkat-ı beşeriye olduğunu
görmek istersen; şu temsilî hikâyeciğe bak,
dinle: Seferberlikte bir taburda biri muallem,
vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki
asker beraber bulunuyordu. Vazifeperver nefer,
talime ve cihada dikkat eder, erzak ve
tayinatını hiç düşünmezdi. Çünki anlamış ki; onu
beslemek ve cihazatını vermek, hasta olsa tedavi
etmek, hattâ indelhace lokmayı ağzına koymaya
kadar devletin vazifesidir. Ve onun asıl
vazifesi, talim ve cihaddır. Fakat bazı erzak ve
cihazat işlerinde işler. Kazan kaynatır,
karavanayı yıkar, getirir. Okuyan -> Abdullah
Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 17.1 MB
İzlenme Sayısı 1487 |
| |
»
Sözler (4.Söz) Bir zaman
bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine
yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve
güzel bir çiftliğine ikamet etmek için
gönderiyor. Ve onlara emreder ki: "Şu para ile
yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki
meskeninize lâzım bazı şeyleri mübayaa ediniz.
Bir günlük mesafede bir istasyon vardır. Hem
araba, hem gemi, hem şimendifer, hem tayyare
bulunur. Sermayeye göre binilir." Okuyan ->
Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 11.4 MB
İzlenme Sayısı 1350 |
| |
»
Konferans1 Müteyakkız
kardeşlerim! Hem bizim, hem İslâm dünyasının
ebedî hayatının necatını, kurtulmasını temin
edecek ve bizi tenvir ve irşad ederek dalaletten
muhafaza edecek bir eser intihab etmekte, bu
kadar dikkatli olmamız çok lüzumludur. Çünki bu
zamanda, türlü türlü aldatmalarla, perde
arkasında İslâm gençliğini yoldan çıkarmaya
çalışıyorlar. Okuyan -> Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 45.6 MB
İzlenme Sayısı 1264 |
| |
»
Sözler (11.Söz) Ey
kardeş! Eğer hikmet-i âlemin tılsımını ve
hilkat-i insanın muammasını ve hakikat-ı salâtın
rumuzunu bir parça fehmetmek istersen, nefsimle
beraber şu temsilî hikâyeciğe bak: Bir zaman bir
sultan varmış; servetçe onun pek çok hazineleri
vardı. Hem o hazinelerde her çeşit cevahir,
elmas ve zümrüt bulunuyormuş. Hem gizli pek
acaib defineleri varmış. Hem kemalâtça sanayi-i
garibede pek çok mehareti varmış. Hem hesabsız
fünun-u acibeye marifeti, ihatası varmış. Hem,
nihayetsiz ulûm-u bediaya ilim ve ıttılaı
varmış. Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal
ve kemalini görmek ve göstermek istemesi
sırrınca; o sultan-ı zîşan dahi istedi ki, bir
meşher açsın, içinde sergiler dizsin; tâ nâsın
enzarında saltanatının haşmetini, hem servetinin
şaşaasını, hem kendi san'atının hârikalarını,
hem kendi marifetinin garibelerini izhar edip
göstersin. Okuyan -> Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 89.4 MB
İzlenme Sayısı 1475 |
| |
»
Sözler (3.Söz) İbadet, ne
büyük bir ticaret ve saadet; fısk ve sefahet, ne
büyük bir hasaret ve helâket olduğunu anlamak
istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle...
Bir vakit iki asker, uzak bir şehire gitmek için
emir alıyorlar. Beraber giderler; tâ, yol
ikileşir. Bir adam orada bulunur, onlara der:
"Şu sağdaki yol, hiç zararı olmamakla beraber,
onda giden yolculardan ondan dokuzu büyük kâr ve
rahat görür. Soldaki yol ise, menfaatı olmamakla
beraber, on yolcusundan dokuzu zarar görür. Hem
ikisi, kısa ve uzunlukta birdirler. Yalnız bir
fark var ki, intizamsız, hükûmetsiz olan sol
yolun yolcusu çantasız, silâhsız gider. Zahirî
bir hıffet, yalancı bir rahatlık görür. Okuyan
-> Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-12 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 18.1 MB
İzlenme Sayısı 1284 |
| |
»
Lemalar
(13.Lema) Ekseriyet-i mutlaka ile dalalet
ve şerr, menfîdir ve tahribdir ve ademîdir ve
bozmaktır. Ve ekseriyet-i mutlaka ile hidayet ve
hayır, müsbettir ve vücudîdir ve imar ve
tamirdir. Herkesçe malûmdur ki: Yirmi adamın
yirmi günde yaptığı bir binayı, bir adam, bir
günde tahrib eder. Evet bütün âzâ-yı esasiyenin
ve şerait-i hayatiyenin vücuduyla vücudu devam
eden hayat-ı insan, Hâlık-ı Zülcelal'in
kudretine mahsus olduğu halde; bir zalim, bir
uzvu kesmesiyle, hayata nisbeten ademî olan
mevte o insanı mazhar eder. Onun için
"Et-tahribü eshel" durub-u emsal hükmüne geçmiş.
Okuyan -> Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-11 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| Boyut 38.1 MB
İzlenme Sayısı 1193 |
| |
»
Mektubat
(12.Mektub) BİRİNCİ SUALİNİZ: Hazret-i
Âdem'in (A.S.) Cennet'ten ihracı ve bir kısım
benî-âdemin Cehennem'e idhali ne hikmete
mebnîdir? Elcevab: Hikmeti, tavziftir. Öyle bir
vazife ile memur edilerek gönderilmiştir ki;
bütün terakkiyat-ı maneviye-i beşeriyenin ve
bütün istidadat-ı beşeriyenin inkişaf ve
inbisatları ve mahiyet-i insaniyenin bütün
esma-i İlahiyeye bir âyine-i câmia olması, o
vazifenin netaicindendir. Eğer Hazret-i Âdem
Cennet'te kalsaydı; melek gibi makamı sabit
kalırdı, istidadat-ı beşeriye inkişaf etmezdi.
Halbuki yeknesak makam sahibi olan melaikeler
çoktur, o tarz ubudiyet için insana ihtiyaç yok.
Belki hikmet-i İlahiye, nihayetsiz makamatı
kat'edecek olan insanın istidadına muvafık bir
dâr-ı teklifi iktiza ettiği için, melaikelerin
aksine olarak mukteza-yı fıtratları olan malûm
günahla Cennet'ten ihraç edildi. Demek Hazret-i
Âdem'in Cennet'ten ihracı, ayn-ı hikmet ve
mahz-ı rahmet olduğu gibi; küffarın da
Cehennem'e idhalleri, haktır ve adalettir.
Okuyan -> Abdullah Yeğin Abi
Eklenme Tarihi
2005-01-11 |
İzleme : Düşük
Kalite - |
İndirme : Düşük
Kalite - |
| |